O An’lar....

Bu saatlerde mutfağımın aynı canımdan dışarı bakmayı seviyorum. Güneş, karşıki binanın köşesinden doğru, evimin hemen önünde serili yapay su havuzunun üzerinde dans ediyor.

Bu saatlerde mutfağımın aynı canımdan dışarı bakmayı seviyorum. Güneş, karşıki binanın köşesinden doğru, evimin hemen önünde serili yapay su havuzunun üzerinde dans ediyor. Kendimi, “o an”ı yakaladığım için şanslı hissediyor ve kutluyorum her defasında. Süper! Demek ki; neymiş? “O an”ları yakalamak gerekirmiş. Hayat ne kadar da güzel aslında. Kayıplar insanın aklına hiç gelmiyor mutlu anlarda.

Valla ben yakalamasına yakalarım “o an” ları da, acaba eşim? Kadın ve erkeği belki de birbirinden uzaklaştıran en büyük fark burada gizleniyor bence. Kadın; anların tadını sonsuza dek çıkartma hayaliyle erkeğine koşar genelde. Erkek ise; o anı fark etmemiştir bile! Hadi bakalım; ayıkla pirincin taşını! Ayıklayabilirsen tabii!

 

İstisnalar yok mu? Var elbette. Azınlıkta olsa da, bazı kadınlar “tipik kadın davranışları” sergilemeyebiliyor. Kıskanmıyor muyum onları? Kıskanıyorum! Nasıl beceriyorlar? Oturup kafa patlatıyorum. Ders almak lazım. İşin en ilginci de, o tarz “erkek gibi düşünen” kadınların erkekleri, aksine daha duyarlı ve duygusal oluyor genelde. Zıt kutuplar birbirini çeker felsefesi. Ne diyelim!

 

Ey erkek! “O an” ne demektir bilir misin? “O an”ı kaçırdığında, başına geleceklerden bihabersin değil mi? “Ne oldu şimdi de, bu kadın delirdi?” “ Ben ne yaptım ki?” Ne de güzel söylersin! Yapılacak üç beş hareketi gözardı eden sen! Belki de önemsiz bir detay olarak gören gene sen! Ne yapsın kadın sana şimdi? Otursun anlatsın mı? Yoksa küssün mü? Kırılıp; canına mı okusun bu yüzden? Ne gerek var bunlara? Birbirimizin hamurunu göz ardı etmeye, ne gerek var?

 

Sevgili kadın; erkeğin hamuru belli, tamam mı? Görürse senindir, görmezse konuyu değiştir. “Dırdır etti” oluyorsun boş yere. Senin mutsuz anlarını erkeğine anlatmaya çalışman; çaresizlik içinde çırpınmak gibi bir şey. Sakın ha! Geç git önce, mutlaka. Sabret epeyce ardından. Sonra, nasıl olsa bir an gelecek ve nasıl olsa sen, “o an”ı fark edeceksin. İşte o an, aynı umarsızlığı sen de göstereceksin. Ufacık bir nüans! Şaşıracak erkeğin. Alışmıştı ya, senden gördüğü klasik hallere! Fedakarlıklara belki de… Baksın bakalım; sen bir anlığına bile durunca, ona nasıl olacak dünya.

 

Belki bu sefer anlar. Belki sen böyle davrandığında, onun sana davrandığı gibi davranınca yani ona… Ne demek istediğini kırk saat anlatmaya debelenmek yerine, tek bir hamlede göstermiş olursun. Karşındakine karşındakinin diliyle konuşmalı, değil mi? Hem kötü de olmadı aranız boş yere.

 

Çünkü klasik bir erkek davranışı vardır; bilirsiniz: İşine gelmediğinde erkek, put kesilir. Kadının yüreğinden diline akan onca lafını, kulak arkası eder. Kadın ya kırılır; ya da öfkelenir. İş bu noktaya vardığında ilişkiler her zaman zarar görmüştür. Hangi boyutta olursa olsun… Hangi sıfatlar dahilinde yaşanırsa yaşansın…

 

Sonuçta “Bir müsibet, bin nasihatten iyidir.” demişler.

kadın olmak kadınları anlamak tipik kadın davranışları bayan bayan olmak