Home Office: Evden Çalışmanın Keyfi mi Laneti mi?

Sabah 9 akşam 5 çalışanlar tarafından yeryüzündeki cennet gibi görülen home office, tehlikenin barındığı büyülü bir orman.

Evden çalışmanın uzaktan bile bakıldığında gayet net olan bir avantajı, masrafları azaltıyor olmasıdır.

Her gün işe gidip geldiğiniz zaman karşınıza çıkan yol, yemek, cüzdan kurutan park masrafları, pozisyonunuzun gerektirdiği havalılıkta olabilmek için aldığınız iş kıyafetleriniz ve dünyanın en pahalı benzini gibi birçok harcamanız, evden çalıştığınız zaman söz konusu olmuyor. İnsanı hayatından soğutan trafiklerde harcadığınız zaman da cabası. Fakat evde kaldığınız zaman da daha fazla elektrik, doğal gaz, su harcadığınızı ve faturalarınızın kalbinizi kırabileceğini de göz ardı etmemek gerek.

Gayet klişe görünse de evde çalışmanın en büyük avantajlarından biri pijamalarınızla ve bir önceki geceden temizlemeyi unuttuğunuz rimelinizle çalışabiliyor olmanız. İnsan gibi görünmekle uğraşmamanız muhteşem bir avantaj elbette. Evde birlikte yaşadığınız insanlarda ufak bir dehşet hissi uyandıracak olsanız da, bütün bunları yapmayarak kazandığınız zamana, bir de yollarda çürüyerek harcadığınız süreyi eklerseniz her hafta neredeyse koca bir gün kazanmış oluyorsunuz. Bu koca gün size elbette uyku, uyku ve uyku olarak geri dönüyor.

Her gün, sabah 9 akşam 5 bir ofiste vakit geçirmiyor olmanızın en güzel yanlarından biri de eve gelen kargo şirketini hayatınızda ilk defa karşılayabilecek olmanız ve her şeyden önemlisi, mahalle pazarındaki teyzelerle birlikte domates seçmeyi öğrenebilecek olmanız. Bunlar ufak fakat muhteşem avantajlar aslında.

Zamanlama konusunda ciddi avantajlar sağlayan evden çalışma sistemi, içgüdülerine yenik düşerek The Walking Dead'i baştan izlemeye karar verenler ya da zamanın göreceliliğini kanıtlayanların pek başarabileceği bir şey değil aslında. Evden çalıştığınız zaman başınızda bir patron veya etrafınızda çalışan insanlar olmadığında eğer yapmanız gereken işten kopuyorsanız, home office kariyerinizin pek uzun süremeyeceğini söylememiz gerekir. Fakat öz disiplin konusunda başarılıysanız, home office sistemi, koltuğunuzun yumuşaklığına bile karar verebildiğiniz, sizin dışınızda kimsenin pencereyi açmadığı ve %100'e yakın bir kontrol sağladığınız bir çalışma ortamı yaratmanıza olanak sağlıyor.

Kendi seçtikleri ortamda daha verimli bir şekilde, ofis hayatının getirdiği trafik, kalabalık, gürültü, gereksiz toplantılarda harcanan zaman gibi stres etkenleri olmaksızın çalışmak, profesyonellere kendi hızlarında çalışabilecekleri, bağımsız ve çok daha mutlu bir çalışma ortamı sunuyor. Fakat home office hayatında her şeyin toz pembe olduğunu söyleyemeyiz elbette, ev ortamında çok daha farklı etkenler ortaya çıkabilir ve çıkacaktır da. Evde olduğunuz için sizinle birlikte patates baskı yapmak isteyen çocuklarınız, yan binadaki Zeynep hanımın burnunu yaptırdığı haberini vermek isteyen üst komşunuz, neden kendisiyle oynamadığınızı anlayamayan ve bilgisayarınıza burun, kafa atan kediniz ya da köpeğiniz size ciddi manada rahatsızlık verebilir. Tüm bu dış mihraklar haricinde siz de kendinizin ciddi bir düşmanı olabilirsiniz. Çalıştığınız süre boyunca gözünüzün iliştiği bir tabağı yıkamaktan ya da dağınık kütüphanenizi düzenlemekten kendinizi alıkoymak için savaş vermeniz gerekebilir. Home office çalışma sisteminde ev hayatı ve iş arasındaki sınırları keskin bir biçimde çizmekte fayda var.

Ofisten çıktığınız zaman veya tatil günlerinde yaşadığınız o rahatlama hissini de home office çalışma sisteminde unutmanız gerekecek maalesef.

Evde çalışmanın laneti, evinizin ofisiniz olması, ofisinizin de eviniz olmasıdır. Ev ve iş hayatı arasında sınırlar bulanıklaştığı için, işten psikolojik olarak uzaklaşmanız gittikçe zorlaşabilir. Vücudunuzun ve hayatınızın limitlerini bilerek, kendinize çalışma saatleri ve dinlenme saatleri ayırmanız ve bu ayrıma son derece dikkat etmeniz sağlığınız ve sosyal ilişkileriniz için son derece önemli. Zira evden çalışanların en çok şikayet ettiği durumlardan biri de izolasyon ve yalnızlık hissi, ya da home office profesyonellerinin dilinden aktarmamız gerekirse; "bubulbubulbubul". İşte tam olarak bu "bubulbubulbubul" durumunu yaşamak istemiyorsanız, daha yaratıcı çözümler ile sosyal hayatınızı mümkün olduğunca aktif tutmaya çalışarak, akıl sağlığınızı koruyabilirsiniz.

Özetle, home office çalışma stili, herkese uygun değildir.

Büyük ölçüde disiplin, kontrol, planlama ve motivasyon gerektirmektedir. Fakat bir defa bu dengeyi oturttuğunuzda, gerçekten de yeryüzündeki cenneti bulmanız, mutlu, huzurlu, dengeli ve üretken bir yaşama sahip olmanız son derece kolaydır.





Kaynak:ofpof

home office iş hayatı iş ortamı rahat iş ortamı