Ateist Sayısı Artıyor mu?

Türkiye’de toplumun en dışlanan kesimini oluşturuyorlar. “Ateistler bile...” diye başlayan cümlelerde kötü örnekler için özne durumundalar. Ancak son dönemde ateist sayısının arttığına dair haberler var. KONDA’nın verilerine göre son 6 yılda nüfusa oranları yüzde 2,3’ten yüzde 2,9’a yükselmiş vaziyette. Ateizmi masaya yatırdık.

Kadıköy’de bir iş hanı... Elektronik eşya, müzik malzemeleri, CD satan esnafın arasında alakasız bir dükkân. Camında ‘Ateizm Derneği’ yazıyor. Bir masa, 4-5 sandalyeden ibaret dernek lokalinde, iş hanının genel havasına tezat, farklı bir mücadelenin içindeler. Müslüman mahallesinde salyangoz satmasalar da esnafın ortasında oldukça göze batıyorlar. Ancak bu tezat içinde dışarıdan gelecek tepkilere karşı ‘esnaf kültürü’nün koruması altında oldukları da düşünülebilir. Ateizm Derneği’nden Şaner Atik, mücadelelerini anlattı.

Türkiye’de son dönemde ateizme yönelik bir ilgi artışı var mı?

Pek çok Müslüman arkadaşımız ya ateist oldu ya deist oldu ya agnostik oldu. Bu son dönemde gözlemlediğimiz bir şey.

Ateizmi nasıl tanımlamak gerek? Dine karşı mı yoksa Tanrı’ya karşı mı?

Aslında ateizmin dinlerle pek fazla işi olmaz. Tanrı’yı reddeder. Ama siz varsayım olarak Tanrı’nın var olduğunu düşünüyorsunuz. Her şeyin nedenini bu varsayıma bağlar. Ateizm ise böyle bir varsayımı reddeder. Ya “Yoktur” ya da “Henüz bilmiyoruz” der.

Amacınız ne?

Derneğin kurulmasında en büyük etken toplumda ateizmin bilinmemesi. Biz insanları sorgulamaya yönlendiriyoruz. Kafalarında sorular yaratmaya çalışıyoruz. Halihazırda Türkiye’deki eğitim sistemiyle insanların sorgulama yeteneği tamamen kilitleniyor. Özellikle dinden nemalananlar bunun için bizi sevmiyor. Çünkü çıkarlarını etkiliyoruz. İslamcılar açısından ‘mürted’iz ve şeriatta bunun karşılığı ölüm. Bunun için yerleşik bir düşmanlık var bize karşı.

Ateist olduğunuzu söylediğinizde nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Karşınızdaki bir garip oluyor. Biz bir şey söylediğimizde ‘hakaret’ kabul ediliyor. Halbuki laik bir devlette isteyen istediğine inanır. Ama bir yazar yaygın bir gazetede açıkça “Ateiste kötü davranmak Müslümanın borcudur” diye yazabiliyor. Bizim kimsenin inancıyla bir problemimiz yok. Dinlere düşman değiliz. Bilgilendirme yapmaya çalışıyoruz.

Ateizm, kişinin kendi inançsızlığını yaşama hürriyetiyle mi ilgilenir yoksa dinlerin ‘Tanrı’ algısını yalanlamaya çalışmakla mı?

Aslında dinlerin hepsinde ‘tebcil’, zorlama vardır. Her din  “Şuna inanacaksın” diyerek bir zorlama yaratır. Bu da ateistleri zorunlu olarak bir mücadeleye itiyor. Bana karışılmasa sorun değil ama zorunluluklar girince birtakım şeyleri de ortaya koymak gerekiyor. Yoksa biz deli miyiz ki burada kelle koltukta dernek açıyoruz.

Sizce ortak alanda inananlarla inanmayanlar nasıl yaşamalı?

Burada özgürlükler devreye girer. Yaşam hakkı özgürlüktür. Benim yüksek sesle müzik dinlemem özgürlüktür ama komşumun bundan rahatsız olup da ‘sesini kıs’ demesi de bir özgürlüktür. Birinin özgürlüğünün başladığı yerde diğerininki sona erer. Bu şekilde bakmak gerek.